400.000 ...Yanlış okumadınız.. Yazıyla ( Dört yüz bin) ...Öğretmen açığı..
350.000... ( Üç yüz elli bin) ..Atanmayı bekleyen öğretmen..
Bir yerlerde öğretmen yok diye dersler yapılamıyor, çocuklar eğitim hakkından mahrum kalıyor..
Yanyana iki okuldan birinin öğrencileri İngilizce öğrenirken mesela, diğer okuldakiler o dersi boş geçiriyor.
Bir okulda geometri soruları son sürat çözülürken, başka bir okulda o derste öğrenciler öğretmen yokluğu yüzünden etüt yapıyor.
Sonra bu çocuklar aynı sınavlara sokuluyor. Eğitim -öğretim eşit değil ama girilen sınavlar aynı.
Haksız rekabetin, hak yemenin, fırsat eşitsizliğinin daniskası.
Sonra bir yerlerde 350.000 atanmayı bekleyen öğretmen...
Sınavla okul kazanmış, o okulu sınavlarla bitirmiş, yeterliliğini ispat etmiş ( aslında edememiş)
Ama önüne bir sınav engeli daha konulmuş 350.000 öğretmen.
O öğretmenlerin gelmesini bekleyen çocuklar..
İşsiz işsiz etrafta dolaşıp, en sonunda pes ederek güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlayan gencecik eğitimciler..
Ben bu hesaptan birşey anlamadım, ya siz ?
İnsan her durumda bir başkasıdır. Arthur Rimbaud
Hürriyet
14 Ekim 2011 Cuma
10 Ekim 2011 Pazartesi
EN FAZLA NE KADAR MUTLU OLABİLİRSİN? SÖYLE BANA!
Bir kitap okudum ve hayatım değişti derler ya, ben de bir dizi izledim ve bir hayat dersi çıkarttım.
Bir cümle , şimşek çaktırdı beynimde..
- "Kimin ve neyin öncelikli olduğunu seç" dedi avukat bir babaya.." Gururun ve şerefin mi yoksa ailen mi?
- " Ailem" dedi baba çaresizce..
-" O zaman yapacaksın bunu " dedi. Çünkü yapmazsan" EN MUTSUZ ÇOCUĞUN KADAR MUTLU OLABİLİRSİN ANCA" dedi.
En mutsuz çocuğun kadar mutlu olabilmek...Sanırım ebeveynin mutluluk tarifi tam da bu olsa gerek.
Aslında hiç akıl edilemez birşey değildi bu duyduğum, her anne babanın içinin en derinlerinde hissettiği ama tarif edemediği bir duyguyu nasıl olup da böyle güzel bir şeklide ifade etmişlerdi.
İşte tam da buna yaratıcılık diyoruz galiba. İnsanı derinden etkileyen, bildiği , hissettiği ona çok tanıdık olan bir duygu üzerinde bile uzunca bir süre düşünmeye iten..Yaratıcılık...
Bir cümle , şimşek çaktırdı beynimde..
- "Kimin ve neyin öncelikli olduğunu seç" dedi avukat bir babaya.." Gururun ve şerefin mi yoksa ailen mi?
- " Ailem" dedi baba çaresizce..
-" O zaman yapacaksın bunu " dedi. Çünkü yapmazsan" EN MUTSUZ ÇOCUĞUN KADAR MUTLU OLABİLİRSİN ANCA" dedi.
En mutsuz çocuğun kadar mutlu olabilmek...Sanırım ebeveynin mutluluk tarifi tam da bu olsa gerek.
Aslında hiç akıl edilemez birşey değildi bu duyduğum, her anne babanın içinin en derinlerinde hissettiği ama tarif edemediği bir duyguyu nasıl olup da böyle güzel bir şeklide ifade etmişlerdi.
İşte tam da buna yaratıcılık diyoruz galiba. İnsanı derinden etkileyen, bildiği , hissettiği ona çok tanıdık olan bir duygu üzerinde bile uzunca bir süre düşünmeye iten..Yaratıcılık...
4 Ekim 2011 Salı
Sevdiklerinize Doğum Günü Hürriyet'i Verin
Hürriyet Gazetesi'nden okurlarına doğum günü, sevgililer günü, yıl dönümü ve diğer tüm özel günler için unutamayacakları bir hediye fırsatı!
Doğduğunuz gün Türkiye'de ve dünyada neler olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Hürriyet, ilk yayın tarihi 01.05.1948'den günümüze kadar olan tüm baskılarının birinci sayfalarını kullanımınıza sunuyor. Bu sayede aileniz ve sevdiklerinize, doğum günlerine ait sayfayı armağan ederek bu özel günleri unutulmaz kılabilirsiniz. Ya da dilerseniz kendi doğduğunuz güne ait gazetenin ilk sayfasını sipariş edip saklamanız mümkün.
Size özel Hürriyet'inizi, orijinal gazete kağıdına baskılı olarak farklı ebatlarda seçebilirsiniz. Ayrıca ister karton tüp içerisinde, ister özel kutuda, isterseniz de oldukça şık bir ahşap çerçeve içerisinde sipariş verebilirsiniz.
Bunun için tek yapmanız gereken http://satis.hurriyet.com.trhttp://bit.ly/dogumgunu1">http://satis.hurriyet.com.tr> adresini ziyaret ederek istediğiniz tarihi belirtmeniz!
Bir http://www.bumads.com.tr?clientid=c924d10a-f3ff-44a9-928d-d79c3548ec85&offerid=27" title="bumads" target="_blank">bumads advertorial içeriğidir.
2 Ekim 2011 Pazar
HERKESİN SAKLADIĞI BİRŞEY VARDIR
Yeni bir diziye başladım . Damages. Bu sene 4. sezonu oynuyor . Ben daha yeni keşfettim..2 sezonun ortalarına geldim bile.
Avukatlar, insanlar, sırları...İzledikçe " hadiii ya bu kadar da olmaz" dedirten, düşündükçe " bu az bile, kimbilir daha neler vardır" diye söyleten bir dizi.
Aslında gerçeklerden alıntı.
Herkesin sakladığı birşey vardır...
Hayat hatalarımız ve onları düzeltme çabalarımız arasında geçip giden zamandır...
Bu çabada aslolan oyunu ahlaklı mı ahlaksız mı oynadığındır...
Adaletsizlik puanlar artı hanene yazılırken , kimlerin skorundan çaldığındır ,
Tokgözlülük kendi puan hanenden bol kepçe dağıtmandır..
Herkesin sakladığı birşey vardır, önemli olan ne pahasına saklamaya çalıştığın
Hangi durumda ortaya çıkıp gerçekleri basbas haykırabileceğindir...
Avukatlar, insanlar, sırları...İzledikçe " hadiii ya bu kadar da olmaz" dedirten, düşündükçe " bu az bile, kimbilir daha neler vardır" diye söyleten bir dizi.
Aslında gerçeklerden alıntı.
Herkesin sakladığı birşey vardır...
Hayat hatalarımız ve onları düzeltme çabalarımız arasında geçip giden zamandır...
Bu çabada aslolan oyunu ahlaklı mı ahlaksız mı oynadığındır...
Adaletsizlik puanlar artı hanene yazılırken , kimlerin skorundan çaldığındır ,
Tokgözlülük kendi puan hanenden bol kepçe dağıtmandır..
Herkesin sakladığı birşey vardır, önemli olan ne pahasına saklamaya çalıştığın
Hangi durumda ortaya çıkıp gerçekleri basbas haykırabileceğindir...
28 Eylül 2011 Çarşamba
ANNE BUNLAR BİZDEN NE İSTİYOR?
Bir akşam yemeği masası.
Tüm aile sofrada, televizyonda haberler açık..
Bir şehit cenazesi haberi ..
Arkasından yeni bir sıcak çatışma haberi ve son dakika flaşları...
Sofrada isyan var, araya bir iki de küfür karışıyor...
Haberi izlemekte olan çocukların varlığı unutulmuş kızgınlıktan, öfkeden.
O sırada bu kızgınlığı minicik, masum ve herşeyden habersiz bir ses bölüyor,
Sorduğu soru öyle içten, öyle hesapsız, öyle tarafsız ve öyle yalın ki!
" - Anne bunlar bizden ne istiyor?"
Soru basit ve yalın..Ama düşününce öyle şeyler var ki satır aralarında, buyrun okuyun...
Tüm aile sofrada, televizyonda haberler açık..
Bir şehit cenazesi haberi ..
Arkasından yeni bir sıcak çatışma haberi ve son dakika flaşları...
Sofrada isyan var, araya bir iki de küfür karışıyor...
Haberi izlemekte olan çocukların varlığı unutulmuş kızgınlıktan, öfkeden.
O sırada bu kızgınlığı minicik, masum ve herşeyden habersiz bir ses bölüyor,
Sorduğu soru öyle içten, öyle hesapsız, öyle tarafsız ve öyle yalın ki!
" - Anne bunlar bizden ne istiyor?"
Soru basit ve yalın..Ama düşününce öyle şeyler var ki satır aralarında, buyrun okuyun...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
