İnsan her durumda bir başkasıdır. Arthur Rimbaud
Hürriyet
5 Şubat 2013 Salı
KAFA ÜTÜLEME
Bir gömleğin ütüsü üzerine tüm gün konuşup fikir yürütebilen kadınlar tanıyorum..Neyin kafasıysa o, o kafadan ben de istiyorum
22 Ocak 2013 Salı
MİNİ MİNİ ELLER
Minik minik elleriyle yüzümü okşayıp, yerimm seni ben diyen büyükk büyükk gönüllü kızım..
Hiç büyümesen.. Elleri büyüdükçe yüreği ufalıyor, yüreği ufaldıkça zihni daralıyor insanoğlunun
Hiç büyümesen.. Elleri büyüdükçe yüreği ufalıyor, yüreği ufaldıkça zihni daralıyor insanoğlunun
20 Ocak 2013 Pazar
BENİM BEN 2
Kaburga kırıklarıyla 4d film izlemeye çalışan, koltuğun sarsıntısı sonucu kaynamaya yeni başlayan kırıkları eski haline dönen şaşkın da ben oluyorum..
BENİM BEN!
Metro turnikesine şirket giriş kartını gösterip turnikeyi açmaya çalışan ve ona tuhaf tuhaf bakan insanlar da niye bakıyorsunuz diye posta koyan şaşkın ben oluyorum..
Şaşkınlıklarım, kırdığım ve hala kaynamayan iki kaburgam, iltihaplı aşil tendonum, yeni bulduğum işim , ergenliğe adım atan kızım, ve birsürü biriktirdiğim kelimelerim ile geri döndüm..
Beni yine aranıza alır mısınız?
16 Ekim 2012 Salı
YORUMSUZ
Bir dilek ipi vardı bir kızın bileğinde..
Çocuk aklıyla inanarak, dileyerek, üsteli parasını da harçlığından vererek alıp takmıştı ..
Okullar açıldı..
Bir öğretmen sınıfa girdi.. Makası eline aldıı.. İpi kesti..
Disiplinn önemliydi..
Fakat o okulda 1 branş dersi , 4 seçmeli ders boş geçmekteydi..
Yorumsuz...
4 Ekim 2012 Perşembe
27 Eylül 2012 Perşembe
İŞİTME ENGELLİLER İÇİN TİYATRO
İstanbul Sanat Tiyatrosu Türkiye' de bir ilke imza atıyor ve yeni oyun sezonunda çok özel bir projeyi hayata geçiriyor...İstanbul Sanat Tiyatrosu, yeni oyun sezonunda İşitme Engelliler Federasyonu ile ortak bir çalışma içerisine girdi. Bundan sonra İstanbul Sanat Tiyatrosu'nun her oyununda işitme engelli tercümanı bulunacak ve işaret dili ile oyun anında işitme engelli vatandaşlarımıza çevrilecek.
Oyunları sadece izlemek durumunda olan işitme engelli vatandaşlarımız artık tiyatronun o büyülü dünyasında yerlerini alacak.
Türkiye'de bir ilk olacak olan bu proje, işitme engelli vatandaşlarımıza çok özel bir imkan sunuyor .
İstanbul Sanat Tiyatrosu, Kasım ayının ilk haftasında 'Hamlet' oyunu ile perdelerini açacak ve uygulama bu oyunla başlayacak....
İstanbul Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Binnaz Ekren 2012- 2013 tiyatro sezonundan itibaren İşitme Engelliler Federasyonu ile birlikte yola çıkarak tüm oyunlarında işaret dili tercümanı bulunduracaklarını ve tüm oyunların anında işaret dili ile çevrilerek işitme engelli vatandaşlarımızın tiyatro faaliyetlerinden faydalanmasını sağlayacaklarını açıkladı.TİYATRO SAHNESİNDE TÜRKİYE DE BİR İLK GERÇEKLEŞİYOR...
Topluluk yeni oyunları 'HAMLET' ile Kasım ayının ilk haftasında İstanbul'da sezona perdelerini açıyor. Yönetmenliğini Binnaz Ekren'in yaptığı oyunda Eray Karadeniz, Binnaz Ekren, Vahit Atan, Direnç Dedeoğlu, Akasya Uzer, Emrah Bozkurt rol alıyor. Kostüm tasarımını Aslıhan Pekün'ün yaptığı oyunun müzikleri ünlü besteci Mert Ekren 'e ait. İlk oyundan itibaren işaret diline çevrilecek olan oyunun provalarına işaret dili tercümanı' da katılıyor. Titiz bir çalışma ile provaları süren 'HAMLET' yurt içi ve yurt dışında pek çok festivalde ülkemizi temsil edecek.
Yaptıkları alternatif prodüksyonlarla tanınan grup perdelerini işitme engellilere açacakları için son derece heyecanlı. Ayrıca her temsil de 40 işitme engellinin ücretsiz olarak misafir edilecek olması projeyi daha da anlamlı kılıyor...
15 Eylül 2012 Cumartesi
YOKLUĞUNDANDIR 10
Okuduğum kitabın her satırında seni arıyorsam
Kokunu bir nebze daha duymak için avuçlarımı kokluyorsam
Ben yürürken senin gölgen düşüyorsa yanıma
Ve sol yanım ağrıyorsa hala
Bil ki yokluğundan!
Kokunu bir nebze daha duymak için avuçlarımı kokluyorsam
Ben yürürken senin gölgen düşüyorsa yanıma
Ve sol yanım ağrıyorsa hala
Bil ki yokluğundan!
MİLLİ BİR EĞİTİM
Eyy Milli Eğitim!!
4+4+4 sistemini hooop diye tepemize indirerek sınıfları 80 kişiye çıkaran.
Prefabrik sınıflar yapacağız diyip böyle aptalca birşeyi çözüm olarak sunan ve onun bile yetiştiremeyen..
Seçmeli dersler için öğretmen bulamayan..
Okulların açılmasına iki gün kalmasına rağmen hala okul saatlerini belirleyemeyen..
Seçmeli derslerin içeriğini bırakın velilere öğretmenlere bile izah edemeyen..
Öğretmen atamalarını gerçekleştiremeyen...
Mahallenin ortasındaki okulu İmam Hatip, mahalleye 3 km uzaklıktaki okulu İlkokul yapan
Okulların açılmasına iki gün kala çalışan anne babaların çocuklarını işyerlerine yakın okullara yazdırabileceğini ilan eden..
Antalya'da imam hatiplere ilgi az olunca imam hatipe kayıt yaptıran öğrencilerin servis ve yemek paralarının devlet tarafından karşılanacağını pankartlarla ilan eden
Milli Eğitimden önce kendi sistemsizliklerini organize etmek adına bir eğitim alması gereken MİLLİ EĞİTİM
Sizi Allah'a havale ediyorum!!!!!!!!
4+4+4 sistemini hooop diye tepemize indirerek sınıfları 80 kişiye çıkaran.
Prefabrik sınıflar yapacağız diyip böyle aptalca birşeyi çözüm olarak sunan ve onun bile yetiştiremeyen..
Seçmeli dersler için öğretmen bulamayan..
Okulların açılmasına iki gün kalmasına rağmen hala okul saatlerini belirleyemeyen..
Seçmeli derslerin içeriğini bırakın velilere öğretmenlere bile izah edemeyen..
Öğretmen atamalarını gerçekleştiremeyen...
Mahallenin ortasındaki okulu İmam Hatip, mahalleye 3 km uzaklıktaki okulu İlkokul yapan
Okulların açılmasına iki gün kala çalışan anne babaların çocuklarını işyerlerine yakın okullara yazdırabileceğini ilan eden..
Antalya'da imam hatiplere ilgi az olunca imam hatipe kayıt yaptıran öğrencilerin servis ve yemek paralarının devlet tarafından karşılanacağını pankartlarla ilan eden
Milli Eğitimden önce kendi sistemsizliklerini organize etmek adına bir eğitim alması gereken MİLLİ EĞİTİM
Sizi Allah'a havale ediyorum!!!!!!!!
1 Eylül 2012 Cumartesi
BARIŞ DEDİĞİN 5 HARF
Sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın İNSANLIK vasıflarının sınandığı bir dönemde..
Dünya Barış Günü kutlu olsun..
Barış için sembolik de olsa bir günün belirlenmiş olması, o gün barışın kardeşliğin kutlanması hep manidar ve kara mizah gelmiştir bana..
Düşünüyorum da, kaybettiğimiz değerler için sembolik günler mi düzenliyoruz acaba?
Hepimizin önce kendisiyle barışması dileği ile..
Önce kapımızın önü :)
Dünya Barış Günü kutlu olsun..
Barış için sembolik de olsa bir günün belirlenmiş olması, o gün barışın kardeşliğin kutlanması hep manidar ve kara mizah gelmiştir bana..
Düşünüyorum da, kaybettiğimiz değerler için sembolik günler mi düzenliyoruz acaba?
Hepimizin önce kendisiyle barışması dileği ile..
Önce kapımızın önü :)
28 Ağustos 2012 Salı
TATİL VE ÜTÜ KARDEŞLİĞİ
Tatillerden fırsat bulup yazmak bu zamana denk geldi anca..
Bol dinlendik, bol eğlendik, hayallere kulaç attık derin mavilerde bu sene..
Deniz ve ben..Uzun uzun hasret giderdik ne komiktir ki şimdiden özledim o özgür ve sonsuz maviliği.
Yaz bitiyor.
Şimdi İstanbul'un sonbaharının keyfini çıkarma zamanı..
Aylardır zihnimde, kıyıda köşede, cep telefonumun not bölümünde, minicik kerteriz defterimde biriktirdiklerimi paylaşma zamanı.
Bir de bol bol ütü yapma zamanı.
Böyle kelimelerin arkasından nerden çıktı şimdi ütü demeyin.
Tatil dönüşü demek , bir kadın için yığılmış ütüler demektir.
Tatilden glenler yıkanır, paklanır, ütülenir.
Ütü yapıyorum diye beni pamuklara saran bir kocam var. Ya ben ütüyü sandığımdan az yapıyorum ya kocam çok iyi.. Bilemedim..:)))))
Bol dinlendik, bol eğlendik, hayallere kulaç attık derin mavilerde bu sene..
Deniz ve ben..Uzun uzun hasret giderdik ne komiktir ki şimdiden özledim o özgür ve sonsuz maviliği.
Yaz bitiyor.
Şimdi İstanbul'un sonbaharının keyfini çıkarma zamanı..
Aylardır zihnimde, kıyıda köşede, cep telefonumun not bölümünde, minicik kerteriz defterimde biriktirdiklerimi paylaşma zamanı.
Bir de bol bol ütü yapma zamanı.
Böyle kelimelerin arkasından nerden çıktı şimdi ütü demeyin.
Tatil dönüşü demek , bir kadın için yığılmış ütüler demektir.
Tatilden glenler yıkanır, paklanır, ütülenir.
Ütü yapıyorum diye beni pamuklara saran bir kocam var. Ya ben ütüyü sandığımdan az yapıyorum ya kocam çok iyi.. Bilemedim..:)))))
13 Ağustos 2012 Pazartesi
LÖSEV Gönüllüsü Olmak Bir Ayrıcalıktır...

Büyük LÖSEV Ailesi, lösemili&kanserli çocuk ve ailelerin bu zorlu mücadelede yalnız olmadıklarını göstermek için sevgi ve azimle çalışan bir vakıftır. LÖSEV kurulduğu 1998 yılından bugüne dek faaliyetlerini duyarlı kişi ve kuruluşların destekleri ve binlerce GÖNÜLLÜSÜ’nün katkılarıyla gerçekleştirmiş; Türk halkının konu hakkında daha bilinçli ve duyarlı olmasıyla beraber tedavide %91'lere çıkardığı başarısını %100’e çıkartmayı hedeflemiştir.
LÖSEV'e gönlünü veren gönüllüler LÖSEV’in her etkinliğinde aktif rol almakta, vakıf çalışmalarına aktif katılım göstererek çocukları hayata bağlamaktadırlar.Yüreğinde paylaşım ve sevgiye yer olan herkesi Lösev gönüllüsü olmaya davet ediyoruz.
Lösev gönüllüsü olabilmek için aşağıdaki formu doldurmanız yeterli: http://bit.ly/losevgonullusu
Lösev’i Facebook’ta takip etmek için: www.facebook.com/losev0660
Lösev’i Twitter’da da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.
Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.
9 Ağustos 2012 Perşembe
HELAL SANA İZMİR
Helal sana İzmir..
Hep böyle kal.. Canını ver, kanını ver ama oyunu verme!!
GAVUR'du hani İzmir ya.. O gavurlar hastaneler akın etmiş mehmetçiğe kan vermek için. Kan vermeye giden vatandaştan taksiciler para almamış..
Bir de bazı has Türkler var.. " Şehit olmak onların kaderiydi" diyen..!!!!
Helal sana İzmir, hep böyle kal!!!
SOLUNGAÇ
7 Ağustos 2012 Salı
CESARETİN VAR MI?
ANA KUCAĞINDAN, ASKER OCAĞINA
Bir çocuk nasıl yetişir, büyür bilir misiniz?
Önce hamile olduğunu öğrenir kadın..Garip duygular hisseder..Sevinir, korkar, mutlu olur, ağlar..
Hormonları altüst olur, hatta fizyolojisi..Kusar, saçları dökülür, dişetleri çekilir, memeleri acır, beli ağırır, bir süre sonra uyuyamaz, sağdan sola dönemez olur. Minicik bir ayak bastırır akciğerlerine nefes almakta bile zorlanır. Ayakkabılarını bağlayamaz, yastıklarla desteklenmeden yatamaz hale gelir. Tüm bunları yaşarken her off dediğinde arkasından bin kere de tövbe eder o dediği off için.
Öyle sever karnındakini , öyle bağlanır ki , bazen gebelik testi yapmadan bile hamile olduğunu sezenler vardır. Böyledir annelik.
Sonra saatler süren sancılar acılar sonucunda bebeğini alır kucağına..Emzirirken memesi yara olur.. Ağlar acıdan bir yandan , öbür taraftan emzirir, dikişleri acır ama yine de kucağında taşır.. Uykusuz kalır, süt olsun diye yediklerinden bin kilo alır ama yine de minicik bir gülüş alırr götürür bütün yorgunluğunu..Türlü türlü yemek yapma sanatı öğrenir..Camının önünde organik domates bile yetiştirir. Yoğurt mayalar, tereyağ yapar.. Sorsan kendi için bir kere bile yapmamıştır bunları ama evladı için herşey olur.
Okullara gönderir, aklı kalır. Biri vurdu mu, üzdüler mi, kantinde sıraya girebildi mi, servisini bulabildi mi, sınavında başarılı olabildi mi?
Dünyayı sermek ister önüne, elinin erdiğince gücünün yettiğince uğraşır ama alamadığı birşey olsun dünya başına yıkılır.
Öksürdüğü zaman sanki annenin ciğerleri sökülür, burnu tıkalı yattıysa başında nöbet tutar, eli kesilse yüreği kopar..Hep böyle gecelerdedir " benden al rabbim ömrümü, ona ver" diye yalvarmalar.
Sonra asker çağı gelir, askere gider..Ne için savaştığını bile bilmeden şehit olur!
Kızsa evladınız sevgilisi askere gider, kocası, nişanlısı gider.. Şehit yakını olur..Ve ömür boyu bitmeyecek bir acıya mahkum edilir.
Ne için, kim için..Birileri daha rahat silah kaçırsın, daha rahat uyuşturucu satsın, daha fazla para kazansın, biryerlerden rant elde etsin diye..
Hiç kusura bakmayın beyler bu terör denilen illet bir savaş değil..Ben inanmıyorum artık! Vatanımızı kurtarmak için ölmüyor o kınalı kuzular orda! Biz buna inandırılıyoruz sadece! Pis bir oyunun tertemiz oyuncuları onlar..
Bu şartlarda vatan falan sağolmasın arkadaş.. Bülent Ersoy çıktı " oğlum olsa askere gönderememek için herşeyi yapardım" dedi.. Neredeyse asacalardı..
Ben de söylüyorum şimdi.. Ben de göndermemek için herşeyi yapardım..
Seve seve gönderirim diyen hiç kimseye de inanmam!
Bir savaş olsa bu gerçekten, hepimiz savaşalım atalarımız dedelerimiz gibi. İşte o zaman "Vatan sana canım feda"
Ama bu şartlarda Vatan Sağolsun diyemem arkadaş..Ahmet, Ali, Burak, Mehmet, Rıza ve diğer boşuboşuna ölen binlercesi sağ olsaydı keşke..
Soruyorlar şehit cenazelerinde cemaate " Hakkınızı helal ediyor musunuz" diye..
Şehidim esas sen hakkını helal et bize!
Önce hamile olduğunu öğrenir kadın..Garip duygular hisseder..Sevinir, korkar, mutlu olur, ağlar..
Hormonları altüst olur, hatta fizyolojisi..Kusar, saçları dökülür, dişetleri çekilir, memeleri acır, beli ağırır, bir süre sonra uyuyamaz, sağdan sola dönemez olur. Minicik bir ayak bastırır akciğerlerine nefes almakta bile zorlanır. Ayakkabılarını bağlayamaz, yastıklarla desteklenmeden yatamaz hale gelir. Tüm bunları yaşarken her off dediğinde arkasından bin kere de tövbe eder o dediği off için.
Öyle sever karnındakini , öyle bağlanır ki , bazen gebelik testi yapmadan bile hamile olduğunu sezenler vardır. Böyledir annelik.
Sonra saatler süren sancılar acılar sonucunda bebeğini alır kucağına..Emzirirken memesi yara olur.. Ağlar acıdan bir yandan , öbür taraftan emzirir, dikişleri acır ama yine de kucağında taşır.. Uykusuz kalır, süt olsun diye yediklerinden bin kilo alır ama yine de minicik bir gülüş alırr götürür bütün yorgunluğunu..Türlü türlü yemek yapma sanatı öğrenir..Camının önünde organik domates bile yetiştirir. Yoğurt mayalar, tereyağ yapar.. Sorsan kendi için bir kere bile yapmamıştır bunları ama evladı için herşey olur.
Okullara gönderir, aklı kalır. Biri vurdu mu, üzdüler mi, kantinde sıraya girebildi mi, servisini bulabildi mi, sınavında başarılı olabildi mi?
Dünyayı sermek ister önüne, elinin erdiğince gücünün yettiğince uğraşır ama alamadığı birşey olsun dünya başına yıkılır.
Öksürdüğü zaman sanki annenin ciğerleri sökülür, burnu tıkalı yattıysa başında nöbet tutar, eli kesilse yüreği kopar..Hep böyle gecelerdedir " benden al rabbim ömrümü, ona ver" diye yalvarmalar.
Sonra asker çağı gelir, askere gider..Ne için savaştığını bile bilmeden şehit olur!
Kızsa evladınız sevgilisi askere gider, kocası, nişanlısı gider.. Şehit yakını olur..Ve ömür boyu bitmeyecek bir acıya mahkum edilir.
Ne için, kim için..Birileri daha rahat silah kaçırsın, daha rahat uyuşturucu satsın, daha fazla para kazansın, biryerlerden rant elde etsin diye..
Hiç kusura bakmayın beyler bu terör denilen illet bir savaş değil..Ben inanmıyorum artık! Vatanımızı kurtarmak için ölmüyor o kınalı kuzular orda! Biz buna inandırılıyoruz sadece! Pis bir oyunun tertemiz oyuncuları onlar..
Bu şartlarda vatan falan sağolmasın arkadaş.. Bülent Ersoy çıktı " oğlum olsa askere gönderememek için herşeyi yapardım" dedi.. Neredeyse asacalardı..
Ben de söylüyorum şimdi.. Ben de göndermemek için herşeyi yapardım..
Seve seve gönderirim diyen hiç kimseye de inanmam!
Bir savaş olsa bu gerçekten, hepimiz savaşalım atalarımız dedelerimiz gibi. İşte o zaman "Vatan sana canım feda"
Ama bu şartlarda Vatan Sağolsun diyemem arkadaş..Ahmet, Ali, Burak, Mehmet, Rıza ve diğer boşuboşuna ölen binlercesi sağ olsaydı keşke..
Soruyorlar şehit cenazelerinde cemaate " Hakkınızı helal ediyor musunuz" diye..
Şehidim esas sen hakkını helal et bize!
31 Temmuz 2012 Salı
Bİ SAKİN OLUN
Tatil bitti..Herşey harikaydı da ben başka bir yere takıldım..
4 kişilik bir Türk Ailesi'nin masada kalan yemeklerinden 8 kişilik bir aile daha doyar..
Ne açgözlü bir milletiz yahu..Edep biraz! Bi sakin olun, yiyeceğiniz kadar alın. Arkanızdan ağlar sonra, öğretmedi mi anneleriniz?
Onlar arkanızdan ağlamasa, o yiyecekler için ağlayan bir sürü insan var. Anladın mı!
8 Temmuz 2012 Pazar
DÜĞÜN SEZONU
Anladım ki resmi olarak düğün sezonu açıldı.. Mevsimlerden düğün..
Bir haftada 3 kına gecesi 2 düğüne gittim. Herkes seri ve periyodik bir biçimde evleniyor.
Üniversitedeyken o kadar çok okey oynardık ki , uyumaya çalışrken bile okey taşları geçerdi gözümün önünden..
Şimdi ise farkettim ki rüyamda bile halay çekiyorum..
Çoluk çocuk örf adet öğrensin, sosyalleşsin şenlensin diye elime kına bile yaktım aslında hiç sevmem.
Geçenlerde okudum ki boşanmalar da seri ve periyodik olarak aynı oranda artıyormuş..
Yok mu bunun ortası?
Bir haftada 3 kına gecesi 2 düğüne gittim. Herkes seri ve periyodik bir biçimde evleniyor.
Üniversitedeyken o kadar çok okey oynardık ki , uyumaya çalışrken bile okey taşları geçerdi gözümün önünden..
Şimdi ise farkettim ki rüyamda bile halay çekiyorum..
Çoluk çocuk örf adet öğrensin, sosyalleşsin şenlensin diye elime kına bile yaktım aslında hiç sevmem.
Geçenlerde okudum ki boşanmalar da seri ve periyodik olarak aynı oranda artıyormuş..
Yok mu bunun ortası?
7 Temmuz 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





