Hürriyet

sevmediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevmediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2012 Salı

ZAMANAŞIMI

Yezid duysa, o bile utanır Yezidliğinden.
Katliama zamanaşımı verdiler
Kahpeliğe, kalleşliğe, hainliğe
Zamanaşımı
Arkadan vurmaya, canları yakmaya
Zamanaşımı
Zaman geçti,
Herşey pür-ü pak şimdi
Zaman geçti
Unutuldu
Zaman geçti
İçimizin yangını dindi
Mi?
Alevler söndü mü?
Ruhlar huzura erdi mi?
Bu kara lekeyle eğilen başlarımız artık havaya dikildi mi?
Zamanaşımı hepimizi temizledi mi?
Esas şimdi çaktınız kibriti siz o canların üstüne
Ve bir hatırlatma
Öte tarafta
Zamanaşımı yok!

7 Şubat 2012 Salı

DEVŞİRMENİN SON NOKTASI

Mantıklı bir açıklaması olmalı yoksa çıldırıcam..

Soruyorum size Türk Aşçı Milli Takımı'nın kaptanı niye Türk değil.

Hadi Türk değil, oldu bir terslik gururla niye reklamlara çıkarıyorsunuz adamı.

Bunuda mı devşirdik pes!

3 Şubat 2012 Cuma

RİMELLERİ AKMIŞ BİR KADINDIR İSTANBUL ARTIK..

Rimelleri akmış
Dağınık ve bakımsız bir kadına benziyor İstanbul
Saçı başı perişan
Eteklerinden sular damlıyor
Yüzü solgun ve durgun
Bir hayli yorgun
Beyaz, parlak ve masum yüzü
Ruhsuz bir gri
Çamurumsu gözyaşları akıyor
Masumiyeti erirken
Arkasında kirli bir su bırakıyor
İstanbul
Rimelleri akmış
Akşamdan kalma
Bir kadın şimdi


Heryer vıcık vıcık. Çamurlu su..
Minik minik göletler var etrafta..Geçenlerde düşündüm de yahuu bu belediye de hiç çalışmaz mı?
Yağmur yağar heryerde su birikir, mazgallardan sular taşar, kar erir sular öyllle looop diye kalır kaldığı yerde diye. Ama sonra aklıma geldi ki..
Yapay çözümler bir yere kadar. İnsanoğlunun doayı yenebildiği nerde görülmüş.

Toprak mı bıraktık memlekette ki suyu emsin?

17 Ağustos 2009 Pazartesi

SENELİK İZİN DAVASI

Tatil bitti. Senelik iznimin son parçasını da binbir zorlukla ve kavgayla kullandım. Zira aklı evvel patronlar senelik izni yasal bir hak olarak değil de bir lutuf olarak gördükleri için işler her sene gittikçe daha da zorlaşıyor.

Neymiş efendim onlar tatil yapmıyorlarmış. E bende milyarlarca lirayı cebe indirmiyorum sizin gibi. Yada işe istediğim zaman gelmeme özgürlüğüne sahip değilim. Bu hafta Perşembeden Göcek’e gidip Pazartesiye kadar tekne turu yapıp Salı günü işe gelme fikrini anca rüyalarımda görüyorum. Nefret etsemde herkesin telefonlarına çıkmak zorundayım, öyle kafama estikçe muhasebeye ver kızım kasadan 2.000 TL diyemiyorum. İşe 9 da gelmek zorundayım. 10 ‘da gelip 11’e kadar kahvaltı yapıp 11’den önce bana işle ilgili birşeyler soran elemanlarıma kahvaltı yaparken bir rahat bırakmadınız diye fırça atamıyorum. Beni ziyarete gelen arkadaşlarım sanki yatıya gelmiş gibi gece yarılarına kadar ofiste kalamıyor , ofisin etinden sütünden , yemeğinden yararlanamıyor.

Şirketin şöförlerini özel şöförümmüş gibi kullanıp işlerin aksamasına alet olamıyorum birtürlü, üstelik kendi arabamızı kullanmadığımız için fırça yiyor olmamızda cabası. Öğle tatilinde kuaföre gidemiyorum, izin almadan doktor randevusu alamıyorum. Akşam üstü saat 4’de hadi ben kaçtım çocuklar deyip ortadan kaybolamıyorum. Sizi arayıp da ulaşamadığımda “Kardeşim sen ne biçim patronsun niye cep telefonun kapalı” diye fırça atamıyorum.

Öğlen odamın kapısını kapatıp 1 saat şekerleme yapamıyorum. Kıl tüy bir sürü insanla uğraşmak zorunda olduğum gibi, müşteri daima haklıdır politikası yüzünden ha bire içimden küfür etmek zorunda kalıyorum. Sürekli kıçımı toparlayan birileri yok etrafımda aksine ben birilerinin kıçını toparlıyorum.

Neymiş efendim seneye izinler kalkacakmış. Olduu! Sanki senin verdiğin hak da geri alıyorsun demek geliyor insanın içinden. Gerçi bir benzerini söyledim yine de durmadı şu dilim  Bülbülün çektiği dilinin belası demişler...

E hadi yer değiştirelim. Ben yukarıda yazanların hepsini yapabileyim benden size 2 haftalık değil 1 aylık senelik izin. İzin kullana kullana çalışıverin olmaz mı sevgili patronlarım.. 

6 Ağustos 2009 Perşembe

ARABA KULLANMAYI SEVMEYENLER DERNEĞİ


Üye olduğum, yazılar yazdığım ve uzun zamandır girmediğim bir siteye girip de yazdığım bir yazıyı okuyunca hiç de fikrimin değişmediğini farkettim ve birde burdan paylaşmak istedim hislerimi.

Aradım , taradım herbişeyin derneği var ama araba kullanmayı sevmeyenlerin derneğine rastlamadım birtürlü. Bir tek ben miyim bu menem isi sevmeyen diye kara kara düşünür oldum şimdi.

Sevmiyorum arkadaşlar, araba kullanmayı sevmiyorum. Gaza baz, frene bas, aynı anda direksiyonu tut,araba manuelse birde vites değiştirmeyi akıl et, minibüsçüden kaç, taksiciden allaha sığın, özel halk otobüslerinden bahsetmiyorum bile...

Tüm bunları yaparken bir de sinyal vermeyi akıl et, aynalara bak -ki ben genelde sağ dikizi açmayı hep unutuyorum-, istediğin yere vardın park yeri ara hadi buldun park etmek için uğraş hele iki araba arası ise becereme sırtından ter damlasın..

Daracık sokaklarda milim farklarla diğer arabaları sıyır geç ( şanslıysan tabi ), Birde başka bir arabayla burun buruna gelip kim yol verecek stresi yaşaması da cabası..

Sağ koltukta oturup, müziğin sesini sonuna kadar açıp , araba kullanmayarak fakat kendi arabanla bir yerden bir yere gitmenin keyfini yaşamak gibisi var mı.

Fakat bu sefer de hasbel kader araba kullanmayı bildiğin için o sağ koltuk rahatsız etmeye başlar seni. Solladı, sağladı, hızlı gitti, gelen arabayı görmedi, kaldırımdan sıyırdı geçti derken arabayı kullanan ile ya birbirine girersin ya susup kendini yersin , yine o yol rezil olur.

Ben bu işin ortasını bulamadım. Varsa bulan beri gelsin..