Bir kadın düşünün...Acımasızca katledilmiş.. Karşı cinsi olan erkekler tarafından recm edilmiş. Suçu Zina..
Soroya'nın (Süreyya) aslında tek şanssızlığı, erkek egemen ve sözde islam yasaları ile idare edilen bir toplumda kadın olarak doğmuş olmak...
Şans eseri bir gazetecinin yolu o acımasız topraklara düşer. Zahra yeğeninin katledilişini hazmedememekte ve ona yapılan haksızlığı kabul edememektedir.
Gazeteci ve Zahra'nın yolları kesişir. Tüm dünya bu insanlık suçunu duymalıdır artık...
İnsan her durumda bir başkasıdır. Arthur Rimbaud
Hürriyet
30 Kasım 2010 Salı
HAFTAYA HEP SALIDAN BAŞLASAK
Dün işe gelmediğim için bana hafta bugün daha yeni başladı. Keşke her Pazartesi tatil olsa diye düşünmeden edemiyorum.
Yeni kararlar alarak geçen haftayı bitirmiştim hatırlarsanız. Neler yaptım kendim için bu hafta sonu? Öncelikle sağlıklı beslenme kararı kebaplar, tatlılar vs yüzünden 3.gününde sabotaja uğradı:) Bugün sağlıklı ve beslenme ile ilgili yeni bir karar aldım mecburen :))))
Okumayı ertelediğim kitapları bir güzel gözümün önüne çıkardım. Ve birinden başladım.
Tam tamına 4 tane film izledim.. " Sorora'yı Taşlamak" şimdiye kadar izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi.
Gerçek bir hayat hikayesini konu alan film; İranlı Soroya ( Süreyya) 'nın uğradığı haksızlığı ve acımasızca recm edilişini anlatıyor. bir sonraki postta filmden ve izlenimlerimden ayrıntılı olarak bahsedeceğim.
Evi karıştırırken " Osmanlıca'ya ilk adım" diye bir kitap geçti elime. Tarih araştırmacısı olan ve mesleği icabı Osmanlıca'ya oldukça hakim bir arkadaşımın da teşvikleri sayesinde Osmanlıca öğrenmeye başladım. Şimdilik oldukça hızlı ilerliyorum. Bakalım konular zorlaştıkça neler olacak..3 günde bazı kelimeleri yazmaya ve okumaya bile başladım. Ne işine yaracayak diye sormayın.. Bilmiyorum.. Fakat çok keyif alıyorum .. Salgılattığı seratonin için bile uğraşmaya değer diye düşünüyorum..
Hayata bir yerlerden tutunmaya başladım. Yüzüm bir parça fazla daha güler oldu...
Hepinize gülümseyerek geçen bir hafta dileklerimle
Yeni kararlar alarak geçen haftayı bitirmiştim hatırlarsanız. Neler yaptım kendim için bu hafta sonu? Öncelikle sağlıklı beslenme kararı kebaplar, tatlılar vs yüzünden 3.gününde sabotaja uğradı:) Bugün sağlıklı ve beslenme ile ilgili yeni bir karar aldım mecburen :))))
Okumayı ertelediğim kitapları bir güzel gözümün önüne çıkardım. Ve birinden başladım.
Tam tamına 4 tane film izledim.. " Sorora'yı Taşlamak" şimdiye kadar izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi.
Gerçek bir hayat hikayesini konu alan film; İranlı Soroya ( Süreyya) 'nın uğradığı haksızlığı ve acımasızca recm edilişini anlatıyor. bir sonraki postta filmden ve izlenimlerimden ayrıntılı olarak bahsedeceğim.
Evi karıştırırken " Osmanlıca'ya ilk adım" diye bir kitap geçti elime. Tarih araştırmacısı olan ve mesleği icabı Osmanlıca'ya oldukça hakim bir arkadaşımın da teşvikleri sayesinde Osmanlıca öğrenmeye başladım. Şimdilik oldukça hızlı ilerliyorum. Bakalım konular zorlaştıkça neler olacak..3 günde bazı kelimeleri yazmaya ve okumaya bile başladım. Ne işine yaracayak diye sormayın.. Bilmiyorum.. Fakat çok keyif alıyorum .. Salgılattığı seratonin için bile uğraşmaya değer diye düşünüyorum..
Hayata bir yerlerden tutunmaya başladım. Yüzüm bir parça fazla daha güler oldu...
Hepinize gülümseyerek geçen bir hafta dileklerimle
26 Kasım 2010 Cuma
YENİ HAFTA
Bir hafta daha bitiyor. Ofiste işler oldukça kötü, boş oturdukça karar üstüne karar alıyor insan.
Hayatımla ilgili bir sürü radikal kararlar aldım bugün..
Karar alması kolay da uygulama kısmında nasıl sorunlar ile karşılaşacağım bakalım..
İlk etapta beslenme düzenimi değiştirmekle başlıyorum işe. Uzun zamandır böyle bir çabam var zaten. Aslan Kral yine deneysel yemekler mi yapıyorsun diye dalga geçse de her seferinde ben daha sağlıklı, daha leziz ve daha değişik mönüler oluşturma peşindeyim uzun zamandır..Ama eğlencelik olarak başlayan bu beslenme serüveni benim için bir hayat tarzına dönüşmeli artık dedim ve bugünden itibaren başlıyorum benim ve ailem için iyi olmasını dilediğim yeni beslenme biçimi...
Biriktirdiğim bir sürü kitap, izlemediğim bir sürü film var farkettim ki . Uzun zamandır hayatı ertelerken gittikçe agresif ve sinirli bir anneye dönüştüğümü itiraf ediyorum ve bugünden itibaren start düğmesine basıyorum...
Yeni hayatımı , nasıl gittiğini ve neyi becerip becemediğimi paylaşacağım sizlerle..
Sevgiyle...
Hayatımla ilgili bir sürü radikal kararlar aldım bugün..
Karar alması kolay da uygulama kısmında nasıl sorunlar ile karşılaşacağım bakalım..
İlk etapta beslenme düzenimi değiştirmekle başlıyorum işe. Uzun zamandır böyle bir çabam var zaten. Aslan Kral yine deneysel yemekler mi yapıyorsun diye dalga geçse de her seferinde ben daha sağlıklı, daha leziz ve daha değişik mönüler oluşturma peşindeyim uzun zamandır..Ama eğlencelik olarak başlayan bu beslenme serüveni benim için bir hayat tarzına dönüşmeli artık dedim ve bugünden itibaren başlıyorum benim ve ailem için iyi olmasını dilediğim yeni beslenme biçimi...
Biriktirdiğim bir sürü kitap, izlemediğim bir sürü film var farkettim ki . Uzun zamandır hayatı ertelerken gittikçe agresif ve sinirli bir anneye dönüştüğümü itiraf ediyorum ve bugünden itibaren start düğmesine basıyorum...
Yeni hayatımı , nasıl gittiğini ve neyi becerip becemediğimi paylaşacağım sizlerle..
Sevgiyle...
25 Kasım 2010 Perşembe
BABA ve ÇOCUK
Bir baba düşünün..
Çocuğunu 6 aylık iken eşi ile ayrılmış, o ayrılmadan sonra çocuğunu hiç aramamış, sormamış, büyümesine maddi manevi hiç katkıda bulunmamış. Yolda görse o çocuğunu tanımaz, neyi sever , neyden nefret eder bilmez. 9 sene sonra ben çocuğumu göreceğim diye tutturmuş..
Başka bir baba düşünün...
Bu çocuğu 3 yaşındayken almış, bağrına basmış. Ateşliyken başında nöbet tutmuş, cebine harçlık veremeyince morali bozulmuş, arkadaşları ile arası bozulunca teselli vermiş, dersleri ile ilgilenmiş, psikolojik durumun takip etmiş, sevmiş, kızmış, saçını okşamış, elinden tutmuş.
Bir çocuk düşünün...
Bu olayların ortasında 9 yaşına gelmiş. Kendini yetiştirene baba diyor , düzeni keyfi yerinde. Diğerinin de varlığından haberdar...
Hoop 9 sene sonra hiç tanımadığı, görmediği adam ortaya çıkıyor. Çocuğumu göreceğim diye tutturuyor..
Çocuk görmek istemiyor, yanındaki babasına sıkı sıkı sarılıyor, gözleri doluyor istemiyorum diyor sadece. O küçük yürek pıt pıt atıyor. Benim babam var zeten, yenisine ihtiyacım yok diyor boyundan büyük büyük.
Beni zorlamayın, bu konuyu da bir daha açmayın diyor çakmak çakmak bakan gözleri ile.
Dünya bazen çok ama çok adaletsiz değil mi?
Çocuğunu 6 aylık iken eşi ile ayrılmış, o ayrılmadan sonra çocuğunu hiç aramamış, sormamış, büyümesine maddi manevi hiç katkıda bulunmamış. Yolda görse o çocuğunu tanımaz, neyi sever , neyden nefret eder bilmez. 9 sene sonra ben çocuğumu göreceğim diye tutturmuş..
Başka bir baba düşünün...
Bu çocuğu 3 yaşındayken almış, bağrına basmış. Ateşliyken başında nöbet tutmuş, cebine harçlık veremeyince morali bozulmuş, arkadaşları ile arası bozulunca teselli vermiş, dersleri ile ilgilenmiş, psikolojik durumun takip etmiş, sevmiş, kızmış, saçını okşamış, elinden tutmuş.
Bir çocuk düşünün...
Bu olayların ortasında 9 yaşına gelmiş. Kendini yetiştirene baba diyor , düzeni keyfi yerinde. Diğerinin de varlığından haberdar...
Hoop 9 sene sonra hiç tanımadığı, görmediği adam ortaya çıkıyor. Çocuğumu göreceğim diye tutturuyor..
Çocuk görmek istemiyor, yanındaki babasına sıkı sıkı sarılıyor, gözleri doluyor istemiyorum diyor sadece. O küçük yürek pıt pıt atıyor. Benim babam var zeten, yenisine ihtiyacım yok diyor boyundan büyük büyük.
Beni zorlamayın, bu konuyu da bir daha açmayın diyor çakmak çakmak bakan gözleri ile.
Dünya bazen çok ama çok adaletsiz değil mi?
9 PONT'UN SESİ
Gözlerim uykuya yenik, işyerime doğru yürürken önümde de bir hanımefendi yürüyordu. Kısadan da kısa mini eteği, 9 pontluk panter desenli çizmeleri, kömür karası saçları ve hızmalı burnu ile alımlı hoş bir hatundu açıkçası. Hani sabahın mahmurluğu ona hiçç uğramamış, uyku mu o da nee dercesine güvenli adımlarla ilerliyordu o da işyerinin yolunda..
Şöyle bir erkeklere bakayım dedim .. Kızın önünden geçtiği her adamın uykusu dağılıyor, gözler faltaşı gibi açılıyor, bir bakan bir daha bakıyor..
Bre erkek milleti.! Bu kadar mı belli edilir saygısızlık , bir insan yolda yürürken bakışlarla, davranışlarla bu kadar mı rahatsız edilir.. Bir kısmı lafla rahatsız edecek kadar da ileri gidiyor ama direk kıza birşey söyleyemedikleri için kendi aralarında yüksek sesle konuşuyorlar. İki teyze bak bak şunun giydiğinde bakar tabi adamlar diye kendi aralarında durumun kritiğini yapıyorlar.
Hatun kendinden emin adımlarla tak! tak! tak! yürümeye devam ediyor..
Sabah sabah gülsem mi , ağlasam mı bilemedim.. Varın siz karar verin...
Şöyle bir erkeklere bakayım dedim .. Kızın önünden geçtiği her adamın uykusu dağılıyor, gözler faltaşı gibi açılıyor, bir bakan bir daha bakıyor..
Bre erkek milleti.! Bu kadar mı belli edilir saygısızlık , bir insan yolda yürürken bakışlarla, davranışlarla bu kadar mı rahatsız edilir.. Bir kısmı lafla rahatsız edecek kadar da ileri gidiyor ama direk kıza birşey söyleyemedikleri için kendi aralarında yüksek sesle konuşuyorlar. İki teyze bak bak şunun giydiğinde bakar tabi adamlar diye kendi aralarında durumun kritiğini yapıyorlar.
Hatun kendinden emin adımlarla tak! tak! tak! yürümeye devam ediyor..
Sabah sabah gülsem mi , ağlasam mı bilemedim.. Varın siz karar verin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)